..

Şiddete meyyalim vallahi dertten...

"sesleniyor, daha tatlı çalın ölümü,

çünkü o Almanya’dan gelen bir ustadır,

sesleniyor, daha hüzünlü çalın kemanları,

sonra sizler duman olup yükseliyorsunuz göğe

sonra bir mezarınız oluyor bulutlarda,

dar gelmiyor.

     Paul Celan

♫ Ben Harper - Alone

“Ruhsal sorunların organik hale dönüşme eşiklerini çok büyütmüşüm farkında olmadan…”

—   Hakan Günday
Belki tavşan deliğinden geçemem ama uzay boşluğuna giden yolu biliyorum.

Belki tavşan deliğinden geçemem ama uzay boşluğuna giden yolu biliyorum.

"Düşlerimin sessizliğini, sessizliğin karabasanını nasıl anlatabilirim size?"

"Düşlerimin sessizliğini, sessizliğin karabasanını nasıl anlatabilirim size?"

”Ona ceketimi verme önerimi reddetti… Belki de onun dünyasında mevsim yazdı…”

Paulo Coelho/Veronika Ölmek İstiyor

Öyle beylik laflar etmeyelim lütfen. Herkes kendi çapında bir zavallı nasılsa.

Ruhumu parçalayan melodiler var.. 

Kaan Çaydamlı: Kültür bakanlığı İngilizcesi konuşabilir miyim?
Mete Avunduk: Tabii.
Kaan Çaydamlı: White sea!

 

 Dağılmak ama parçalanmamak…

 

 ♫ Placebo - The Crawl

Evrene nasıl bir enerji yollarsam seninle beni birleştirir acaba?

"Bir lider kalabalık karşısında konuşurken o üç kelimeyi telaffuz etmezdi: lütfen, özür, teşekkür. Lider medeni olmayandı. Medeni olmadığı için liderdi. İçinde hala atalarından miras asgari bir vahşilik taşıdığı için hükmedebiliyordu evrimlerini tamamlamış benzerlerine."

    Hakan Günday

"Hep ölümü gösteren bir pusulaydı.. Hayatın yosun tutmuş tarafında yaşardı."

Hiçbir şeyden korkmazdı. Ne ölmekten, ne yaşamaktan, ne Tanrı’dan… ne de beni üzmekten. Ve ben ona aşık olmuştum.. Bu ‘korkunç’ bir şeydi.

"Anlamıyorum. Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor, hiç anlamıyorum. Hayat nerede bitiyor, ölüm nerede başlıyor? Ölümün bize bu kadar yaklaşmasına neden izin veriyoruz anlamıyorum. Tedbirlerimizi almalıydık; ölümün bizi böyle en hazırlıksız olduğumuz anda yakalamasını önlemeliydik. Bu hepimize bir ihtardır. Neden bahçeye bakıyorum, biliyor musun? Ölümü seyrediyorum."

   [Oğuz Atay, Oyunlarla Yaşayanlar]